ZEYBEK (AHMET ÇAKIR)

Zeybek oyunlarının, Türk halkı oyunları içinde ayrı bir yeri vardır. Gerek giysi, gerek müzik, gerekse oynanış biçimleri bakımından tavır ve üslup olarak ülkemizde oynanan diğer yöre halk oyunlarından tamamıyla ayrı bir estetik taşır. Türkiye'yi Samsun ilimizden itibaren güneye doğru bir dik çizgi ile ikiye ayıracak olursak, bu çizginin batısında kalan bölgenin -Trakya hariç hemen hemen tümünde zeybek oyunları oynanır. Bunun yanında Doğu Anadolu illerimizin bazılarında da zeybek oyun adlarına rastlanmaktadır. Şerif Baykurt'un "Türk Halk Oyunları" adlı kitabında; Kars. Bitlis, Van, Muş, Kahramanmaraş, Konya, Ankara, Bolu ve Elazığ illerimizde de zeybek oyunlarına rastlanıldığı yazılmaktadır. Böylesi bir özellik asla tesadüfi değildir. Zeybek oyunları Türklerin Orta Asya'dan Anadolu'ya taşıdığı gelenekler arasında yer alan kültürel mirastır. Sadık Uzunoğlu Türk Folklor Araştırmaları Dergisi'nde yayımladığı "Uygur Halk Oyunları" adlı makalesinde "... Zeybekliğin, Türkmenlerin garbi Anadolu'ya gelmeleri ve oradaki faaliyetleriyle birlikte zuhur ettiğini ve zeybeklerin menşede Türkmenlere dayandığını tespit etmiş bulunuyoruz. Anadolu'daki en eski zeybekler Asyalı börkü giydiği gibi en eski baş giyimi de budur. Böylece zeybekliğin Türkmenlerin batı Anadolu'ya gelmeleri, oradaki etkinlikleri ile doğduğu doğru olması gerek. Zeybekliğin aslının Orta Asya'dan geldiği, Orta Asya giyimlerinden, adetlerinden anlaşılır. Bugünkü Uygurlarda, giyim, oynanış tarzı ile aynen Zeybeklerin oyunlarına benzeyen bir oyun vardır. Oyunun adı ayak oyunudur" denilmektedir. Türklerin Orta Asya'dan Anadolu'ya gelip yerleşmeleri birden olmamış 1071'den önce akınlar düzenleyerek Orta Anadolu'ya kadar ilerlemişler, Malazgirt Savaşından sonra tüm Anadolu Türkleşmeye başlamıştır. Oğuz Türkleri gözlerini batıya doğru çevirmişler ve Anadolu yarımadasında Ege Denizi'ne kadar kendi kültürleriyle gelmişlerdir. Mahmut R. Gazimihal Türk Folklor Araştırmaları Dergisi'ndeki makalesinde şöyle yazıyor: "Osman Gazi'den 15 yıl kadar önce ölen Bizanslı Kronikör G. Pahimers'ten söz açmıştık. Bu zat Bizans sarayında günün olaylarını tarih sırasıyla kayda geçiren bir memurdur. Osman Gazi'den de 'Ataman' adı ile bahsetmişti. Aydın şehrinin Salmapakis Mantahias komutasında Türkler eli ile nasıl fethedildiğini o arada tespit eder. Adı geçen Mantahias, 'Gazi Menteşe'dir. Bu adın o zamanki kalın söylenişidir. Menteşe'nin unvanını 'Salmapakis1 olarak yazar, çünkü, Rum alfabesinde 'b' yoktur, bu sesi 'mp' bileşimiyle ifadeye çalışırlar. Kelimenin aslı 'Saibak' demek olur. Bu 'Saybak' kelimesinin Türkçe'deki anlamı yiğit demek olduğunu ayrıca ilave eder. Kay¬pak veznindeki "Saypak" bahis mevzu olduğunu böylece anlarız. Saybak'tan maksadın "Zaybak" olduğunu istidlal ederiz. Bir Rumun Zaybak kelimesinin aslı Saypak olduğunu itiraf etmesi, Aydın (=Tralles) fatihinin bir Zeybek olduğunu daha baştan yazması böylece bir kazançtır. Henüz Aydın'ı fetheden Gazi Menteşe bir zeybekti. Zeybeklik, bu surette onun lakabından mezkur bölgede alem kaldı. Zeybeklik böylelikle Selçuklu çağından bölgenin ve oyunlarının adı kaldı, bir nevi Menteşe oymağının adı diye yaşadı. Kanaatimiz bundan ibarettir" demektedir. Aynı makalede Orta Asya'da Zeybek isminde yerleşim yerinin olduğu belirtilmektedir. Türkistan Sesi adındaki derginin imtiyaz sahibi ve mesul müdürü Mehmet Emin Buğra'nın Mahmut Ragıp Gazimihal'e gönderdiği Asya'da bulunan zeybek hakkındaki bilgiler Türk Folklor Araştırmaları Dergisi'nin 4. cildi 89. sayı 1420. sayfasında yayınlanmıştır. Yazıda aynen şöyle denilmektedir: "Türkistan'da Zeybek Kelimesi: Doğu Türkistan'da ve Afganistan'da ekseriyeti Türklerle meskun olan Bedahşan vilayetinde olmak üzere "Zeybek" adlı iki köy vardır. Bu ancak benim bildiğimden ibarettir. Geniş Türk dünyasın¬da bu kelime ile adlanmış olan yer, oyun, klan vesairenin olabileceğini sanmaktayım. Adı geçen köyler hakkındaki bilgilerim şunlardan ibarettir: 1.- Doğu Türkistan'ın Aksu vilayetine bağlı Küça şehrinden takriben 20 kilometre uzakta olup bu şehrin cenubu garbi tarafına düşen bölgede Zeybek adında küçük bir köy vardır. (Küça şehri 83 derece tul ve 42 derece arz dairelerine isabet eder). Küçalılardan Zeybek kelimesinin manasını sormuş isem de bilmediklerini söylediler. 2.- Bedahşan vilayetine bağlı Pamir kazasının merkezi bulunan bir dağ köyünün adı Zeybektir. Bu köyün adını Afganlar ve Tacikler Zeybek veyahut Zibak şeklinde söylemekte iseler de, oradaki ve etrafındaki Türkler "Zeybak" şeklinde söylerler. Bu köy 5 1 derece tul ve 37 derece arz dairesindedir. 150 kadar haneden müteşekkil bu küçük köyde Zeyebeki adında kendine mah¬sus bir dil konuşan Pamir kavimlerinden biri yaşamaktadır ve bunlardan başka da birkaç Türk ailesi ve birkaç Tacik ailesi de vardır. Fakat bu köye ya¬kın yerlerdeki köylerin çoğu Türk köyleridir. Ben 1935 yılında bu Bedahşan Zeybek'inde 25 gün kadar kalmıştım. Türkiye'de Zeybek adında bir milli oyunun bulunduğunu biliyordum. Bu cihetle mezkur köyün adı benim ilgimi çektiğinden bu kelimenin manasını anlamak için yerlilerden soruşturmada bulunmuştum. Fakat yerliler bilmediklerini söylüyorlardı. Bir gün, Pamir yaylasında oturan Kırgız Türklerinin büyüklerinden Hoş Mehmet Zeybek köyüne geldi. Söz arasında ben, Hoş Mehmet'e zeybek kelimesinin manasını bilip bilmediğini sordum. Hoş Mehmet, 'Zeybek bir Kırgız oyununun adıdır ve buraya o ad verilmiş olabilir' cevabını verdi. Hoş Mehmet'ten aldığım bu enteresan bilgiyi derinleştirmek için sonradan elime tetkik fırsatı geçmediğinden maalesef o ad altındaki Kırgız oyununun şekli hakkında hiçbir bilgim olmadığı gibi, bu oyunun bütün Kırgız camiasına yaygın olduğu ve yahut yalnız Pamir'de oturan Kırgız aşiretine mahsus kaldığına dair bir bilgim yoktur." Mehmet Emin Buğra'nın anlattığı bu değerli bilgileri doğrulayan ve bugün hâlâ Doğu Türkistan'da Zeybek köyü olduğunu biliyoruz. 1951 yılında Doğu Türkistan'dan Türkiye'ye gelip yerleşen ve halen Milli Folklor Araştırma Dairesi'nde uzman olarak çalışan A.Şekur Turan'a bir sohbet esnasında Doğu Türkistan'da zeybek isminin kullanılıp kullanılmadığı veya bir yerleşim yerinin adı olup olmadığını sorduğumda; "Zeybek kelimesi bizde argo bir kelimedir. Zay kelimesi ıslak, nem, sulu anlamında kullanılır. Yerleşim yeri olarak hatırlıyorum. 1983 yazında İstanbul'a gittiğimde bana bir Uygurlu, Doğu Türkistan'da Urumçi'nin Sancu kasabasına bağlı Zeybek köyünden olduğunu söylemişti. Bu şahıs halen İstanbul'da Üsküdar semtinde Örnek Mahallesi Türkistan evlerinde oturmaktadır" dedi. A.Şekür Turan Zey kelimesi ile ilgili bir maniyi de şöyle söyledi: "Uyanı mı zeykeş / Bu yanı mı zeykeş / Vay Taci Han / Keynimden egeç" Günümüz Türkçesiyle: "O tarafı da ıslak / Bu tarafı da ıslak / Ey Tacı Han / Beni takip et" Zeybek kelimesini Kamus-i Türki'de şöyle tarif edilmektedir. "Hafif silahlı muhafazaya, asayişe memur, eski bir sınıf asker. Selçuklular zamanında böyle bir sınıf asker tertip etmiş olan Aydın Hüdavendigar ahalisine "efe denmekle maruf garip kıyafetleri vardır" demektedir. Ahmet Vefik Paşa'nın Lehçe-i Osmani'sinde, Zeybek maddesinde de "Hafif tüfekçi askeri, Devlet-ı Selçukiye zamanında Teke ve Aydın taraflarından Mısır'a celb olunan zaptiye askeri" olarak belirtilmektedir. Ferruh Arsunar Ege Bölgesi'nde yaptığı araştırmalar sırasında kaynak kişilerden bu fikri doğrular mahiyette bilgiler elde etmiştir. Arsunar şöyle demektedir: "Aydın'ın Çine kazasından olan Hanoğullanndan Mehmet Korkmaz Efe 1939'da efe ve zeybeklerin Anadolu'ya gelen ilk Türklerin bir ocağı olduğunu dedesinden işittiğini söylemiştir". Bu tür malzemeleri ve belgeleri çoğaltmak mümkündür. Zeybek oyununu eski zamanlarda herkes oynamazmış ancak; efe, zeybek veya teşkilata mensup kızanlar tarafından oynanırmış. Bu görenek kalkalı epey olmuştur. Günümüzde tek zeybek oyunları gruplar halinde oynanmaya başlanmıştır. Zeybek oyunları genelde 9 zamanlı olup daire şeklinde oynanmaktadır. Oyuncular bir birlerini tutmazlar, eller serbesttir. Bazı yörelerde zeybek oyunları kaşıkla da oynanır.

KAYNAKÇA: 1- Prof. Dr. Örnek Sedat Veyis: 100 Soruda İlkellerde Din, Büyü, Sanat, Efsane; İstanbul 1971, Özaydın Matbaası, 1. Baskı, Gerçek Yayınevi. 2- Prof. Dr. Nutku Özdemir: Dünya Tiyatrosu Tarihi; 1971, Ankara Üniversitesi Basınevi, 1. cilt, 14.-15. sayfa. 3- Obruk Cahit: "Türk Halk Dansları, Ortak Yanları ve Yapısal Özellikleri"; 1. Uluslararası Türk Folklor Kongresi Bildirileri, 3. Cilt, Ankara 1977, Ankara Üniversitesi Basımevi, "Kültür Bakanlığı Milli Folklor Araştırma Dairesi Yayınları: 20, Seminer, Kongre Bildirileri Dizisi: 5 4- Ord. Prof. M. Fuat Köprülü: Türk Edebiyatı Tarihi. Gerekli saadeleştirmeler ve notlar ilavesiyle. Yayımlıyanlar Dr. Orhan F.Köprülü, Nermin Pekin, 1. Basım 1926, Milli Matbaa, 2. Basım 1980, Ötügen, İstanbul 1980, Yüksel Matbaası, "Ötügen Neşriyat A.Ş. Yayın No: 157. Kültür Serisi: 28" 5- Uzunoğlu Sadık: Uygur Halk Oyunları; Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, 2. cilt, 26. sayı, 406. sayfa 6- Şemsettin Sami: Kamus-i Türki; sayfa 693. 7- Ataman, Sadi Yaver: 100 Türk Halk Oyunu; İstanbul 197,5 Tifdruk Matbaacılık Sanayi A.Ş., 'Yapı ve Kredi Bankası Kültür Yayınları." 8- Gazimihal Mahmut R.: Türkistan'da Zeybek Kelimesi; Türk Folklor Araştırma¬ları, 4. cilt, 89. sayı, 1420 sayfa. 9- Arsunar Ferruh: Batı Anadolu'da Zeybekler ve Zeybek Oyun Havaları; 1953, Mifad Arşivinden: Yazılı Belge 79.0008. 10- Mifad arşivinden Kümeleme Klavuzu N.E.: 80.0006. 1 1- Baykurt Şerif: Türk Halk Oyunları; Ankara 1965, Başnur Matbaası, "Halkevleri Genel